Ay: Ağustos 2026

Ekolojik Krizin Yeni Pazarı: Greenwashing ve Yeşil Kapitalizm
Ekoloji, Genel, Manşet, Yazılar

Ekolojik Krizin Yeni Pazarı: Greenwashing ve Yeşil Kapitalizm

Türkiye ile birlikte dünyanın pek çok coğrafyasında iklim konusunda yeni dönüşümlerin kapısı aralanıyor. Uzunca bir dönem sıcaklık artışları, atmosferdeki sera gazı birikimi ve bunların yaratacağı sonuçlar göz ardı edildi; iklim krizinin kendisi dahi çeşitli çevrelerce abartılı bir ‘kıyamet balonu’ olarak sunuldu. Bugün geldiğimiz aşamada ise artık krizin varlığından çok, onun boyutlarını ve sonuçlarını tartışıyoruz. İklim krizi, insanlığın doğayla kurduğu ilişkinin soyut biçimde bozulmasının değil, bu ilişkinin kapitalist üretim tarzı tarafından sermaye birikiminin ihtiyaçlarına tabi kılınmasının sonucudur. Sanayi Devrimi’nden bu yana sermayenin sürekli genişleme zorunluluğu daha fazla enerji, hammadde, toprak ve pazar talep ederken; fosil yakıtlara dayalı üretimden madenciliğe, ormans...
İstanbul Hayalini Kaybetmek: Taşı Toprağı Altın İstanbul Kimin?
Genel, Makaleler, Manşet, Yazılar

İstanbul Hayalini Kaybetmek: Taşı Toprağı Altın İstanbul Kimin?

17 Ağustos’un yıldönümünde, gündemin yoğun temposuna kapılıp sürüklenmeden önce İstanbul’da yaşayan birçok kişinin aklına kısa bir an için de olsa beklenen İstanbul depremi geldi. Neredeyse kimsenin “olmayacak” demediği, ancak olacağı ihtimaline göre hayatın akışının neredeyse hiç değişmediği bu deprem senaryosunda binlerce binanın yıkılacağı, on binlerce insanın öleceği öngörülüyor — ki bu tahminin iyimser olduğu yorumu da mevcut.[1] İlk bakışta tuhaf bir durum var. Bu kadar riskli bir kentte nüfusun ve yerleşimin buna göre azalması beklenirken İstanbul hâlâ çoğumuz için bir arzu nesnesi. İnsanlar İstanbul’a gelmeye, burada tutunmaya, burada bir hayat kurmak istemeye devam ediyor. 2020 sonrasında kent iki kez net nüfus kaybı yaşamış olsa da İstanbul’un nüfusu genel olarak artmay...
Yasaklanan Söz Değil, Deneyimi Ortaklaştırma Gücüdür
Genel, Makaleler, Manşet, Yazılar

Yasaklanan Söz Değil, Deneyimi Ortaklaştırma Gücüdür

1900’lerin başında İstanbul’a yeni bir su hattı gelir. Şehrin çeşmelerinden Hamidiye suları akmaya başlar. Dönemin basını bunu büyük bir hizmet olarak karşılar. Servet-i Fünun’da Dr. Besim Ömer Paşa bu vesileyle bir makale kaleme alır. Yazıyla birlikte basılması düşünülen resim de hazırdır: çeşme başında dua eden yaşlı bir adamı gösteren, döneminin ölçütlerine göre sanatsal sayılabilecek renkli bir gravür. Resim padişahın hizmetini yüceltmektedir. Ne çizimde ne de yazıda açıktan bir eleştiri vardır. Buna rağmen Sansür Heyeti resmin basılmasını sakıncalı bulur: “Çeşme resmi hakikaten pek güzel... lakin... kötü düşünceli kimseler bu güzel resmi görür görmez, ‘Hah, işimiz duaya kaldı,’ demek istediğimizi sanırlar.”[1] Sansürcünün söylediği aslında şudur: Yasaklanan şey resmin söylediği...
Çocuk Suçluluğunun Ekonomi Politiği 1: Kapitalizm Öfkeyi, Mafya Güzergâhı Kuruyor
Genel, Makaleler, Manşet, Yazılar

Çocuk Suçluluğunun Ekonomi Politiği 1: Kapitalizm Öfkeyi, Mafya Güzergâhı Kuruyor

Çocuk suçluluğunu giderek daha fazla konuşuyoruz. Öldüren ve öldürülen çocuklar, motosikletli tetikçiler, uyuşturucu kuryeleri… Hepimize, “çocukların elindeki bıçağa, silaha ya da uyuşturucu paketine bak” deniyor. Böylelikle bunların çocuğun eline geçmeden önce hangi yollardan geçmiş olduğu görünmez kılınıyor. Ardından bildik hikâye geliyor: Devletimiz muktedirdir; cezaları artırırsak sorun çözülür, müebbet hapis gerçek bir caydırıcılık yaratır; bunlar zaten çocuk değil, canilerdir; mesele psikolojiktir… Ve nihayet o muhafazakâr ezber: Her şeyin başı ailedir, aile çözüldüğü için bunlar yaşanmaktadır. Oysa resmî rakamlar bile “kötü çocuklar” hikâyesinden çok daha büyük bir toplumsal kırılmaya işaret ediyor. TÜİK’e göre 2024 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların kar...