Genel

Nandita Sharma İle Söyleşi: Milliyetçilerin Katılamayacağı Devrim
Çeviri, Enternasyonal, Genel, Manşet

Nandita Sharma İle Söyleşi: Milliyetçilerin Katılamayacağı Devrim

Bu söyleşide Ralf Ruckus; Özyönetim: Ulusal Egemenlik ve Yerliler ile Göçmenlerin Ayrılması’nın[1] (2020) yazarı Nandita Sharma’yla ulus-devletlerin ortaya çıkışı, “göçmen” figürünün inşası, anti-emperyalist mücadelelerin başarısızlığında sol milliyetçiliğin rolü ve No Borders[2] hareketinin işçi sınıfı içindeki bölünmeleri aşmaya yönelik devrimci bir stratejiye işaret edip etmediği üzerine konuşuyor. Ralf Ruckus: “Açık Sınırlar Konusunda Solun Argümanı Nedir?” isimli 2019 tarihli kısa bir metinde şöyle diyorsunuz: “Birbiriyle ilişkili iki tahakküm gücü tarafından tanımlanan bir dünyada yaşıyoruz: küresel ölçekte işleyen kapitalizm ve ulus-devletlerden oluşan bir dünya sistemi.”[3] Size göre, kapitalizm ve ulus-devlet sistemi arasındaki bu ilişki tarihsel perspektifte nasıl evrildi? Baş...
Ekolojik Krizin Yeni Pazarı: Greenwashing ve Yeşil Kapitalizm
Ekoloji, Genel, Manşet, Yazılar

Ekolojik Krizin Yeni Pazarı: Greenwashing ve Yeşil Kapitalizm

Türkiye ile birlikte dünyanın pek çok coğrafyasında iklim konusunda yeni dönüşümlerin kapısı aralanıyor. Uzunca bir dönem sıcaklık artışları, atmosferdeki sera gazı birikimi ve bunların yaratacağı sonuçlar göz ardı edildi; iklim krizinin kendisi dahi çeşitli çevrelerce abartılı bir ‘kıyamet balonu’ olarak sunuldu. Bugün geldiğimiz aşamada ise artık krizin varlığından çok, onun boyutlarını ve sonuçlarını tartışıyoruz. İklim krizi, insanlığın doğayla kurduğu ilişkinin soyut biçimde bozulmasının değil, bu ilişkinin kapitalist üretim tarzı tarafından sermaye birikiminin ihtiyaçlarına tabi kılınmasının sonucudur. Sanayi Devrimi’nden bu yana sermayenin sürekli genişleme zorunluluğu daha fazla enerji, hammadde, toprak ve pazar talep ederken; fosil yakıtlara dayalı üretimden madenciliğe, ormans...
İstanbul Hayalini Kaybetmek: Taşı Toprağı Altın İstanbul Kimin?
Genel, Makaleler, Manşet, Yazılar

İstanbul Hayalini Kaybetmek: Taşı Toprağı Altın İstanbul Kimin?

17 Ağustos’un yıldönümünde, gündemin yoğun temposuna kapılıp sürüklenmeden önce İstanbul’da yaşayan birçok kişinin aklına kısa bir an için de olsa beklenen İstanbul depremi geldi. Neredeyse kimsenin “olmayacak” demediği, ancak olacağı ihtimaline göre hayatın akışının neredeyse hiç değişmediği bu deprem senaryosunda binlerce binanın yıkılacağı, on binlerce insanın öleceği öngörülüyor — ki bu tahminin iyimser olduğu yorumu da mevcut.[1] İlk bakışta tuhaf bir durum var. Bu kadar riskli bir kentte nüfusun ve yerleşimin buna göre azalması beklenirken İstanbul hâlâ çoğumuz için bir arzu nesnesi. İnsanlar İstanbul’a gelmeye, burada tutunmaya, burada bir hayat kurmak istemeye devam ediyor. 2020 sonrasında kent iki kez net nüfus kaybı yaşamış olsa da İstanbul’un nüfusu genel olarak artmay...
Yasaklanan Söz Değil, Deneyimi Ortaklaştırma Gücüdür
Genel, Makaleler, Manşet, Yazılar

Yasaklanan Söz Değil, Deneyimi Ortaklaştırma Gücüdür

1900’lerin başında İstanbul’a yeni bir su hattı gelir. Şehrin çeşmelerinden Hamidiye suları akmaya başlar. Dönemin basını bunu büyük bir hizmet olarak karşılar. Servet-i Fünun’da Dr. Besim Ömer Paşa bu vesileyle bir makale kaleme alır. Yazıyla birlikte basılması düşünülen resim de hazırdır: çeşme başında dua eden yaşlı bir adamı gösteren, döneminin ölçütlerine göre sanatsal sayılabilecek renkli bir gravür. Resim padişahın hizmetini yüceltmektedir. Ne çizimde ne de yazıda açıktan bir eleştiri vardır. Buna rağmen Sansür Heyeti resmin basılmasını sakıncalı bulur: “Çeşme resmi hakikaten pek güzel... lakin... kötü düşünceli kimseler bu güzel resmi görür görmez, ‘Hah, işimiz duaya kaldı,’ demek istediğimizi sanırlar.”[1] Sansürcünün söylediği aslında şudur: Yasaklanan şey resmin söylediği...
Çocuk Suçluluğunun Ekonomi Politiği 1: Kapitalizm Öfkeyi, Mafya Güzergâhı Kuruyor
Genel, Makaleler, Manşet, Yazılar

Çocuk Suçluluğunun Ekonomi Politiği 1: Kapitalizm Öfkeyi, Mafya Güzergâhı Kuruyor

Çocuk suçluluğunu giderek daha fazla konuşuyoruz. Öldüren ve öldürülen çocuklar, motosikletli tetikçiler, uyuşturucu kuryeleri… Hepimize, “çocukların elindeki bıçağa, silaha ya da uyuşturucu paketine bak” deniyor. Böylelikle bunların çocuğun eline geçmeden önce hangi yollardan geçmiş olduğu görünmez kılınıyor. Ardından bildik hikâye geliyor: Devletimiz muktedirdir; cezaları artırırsak sorun çözülür, müebbet hapis gerçek bir caydırıcılık yaratır; bunlar zaten çocuk değil, canilerdir; mesele psikolojiktir… Ve nihayet o muhafazakâr ezber: Her şeyin başı ailedir, aile çözüldüğü için bunlar yaşanmaktadır. Oysa resmî rakamlar bile “kötü çocuklar” hikâyesinden çok daha büyük bir toplumsal kırılmaya işaret ediyor. TÜİK’e göre 2024 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların kar...
“Barış, Ekmek, Toprak” Şiarı ile 1 Mayıs’ta Taksim’e
Genel, Makaleler, Manşet, Yazılar

“Barış, Ekmek, Toprak” Şiarı ile 1 Mayıs’ta Taksim’e

  Dünya, 2026 baharına bir dünya savaşının açık ya da örtük gölgesi altında girerken, bu gölge yalnızca cephe hatlarını değil; emeğin, doğanın ve yaşamın bütününü kuşatan bir karanlığa dönüşüyor. Bugün yaşanan, yalnızca devletler arası bir çatışma değil; kapitalist sistemin kendi krizini yönetme ve yeniden üretme biçimi olarak savaşın her düzeyde örgütlenmesidir. Bu nedenle savaş, yalnızca sınır hatlarında değil; fabrikada, ofiste, zeytinliklerde, madende, kentte ve sofrada sürmektedir. Dolayısıyla, işçi sınıfının siyasal sözünün en büyük agorası olan başta Taksim olmak üzere 1 Mayıs meydanları, savaşın yıkıcılığına karşı barış mücadelesinin devrimciliği ile yankılanmalı! İran ile Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail arasındaki savaş ile birlikte tırmanarak ve coğrafi olarak ge...
Mahir Çayan’ı Tarihin Gürültüsünden Kurtarmak
Genel, Makaleler, Manşet, Yazılar

Mahir Çayan’ı Tarihin Gürültüsünden Kurtarmak

                                                                                                           "kutsal yenilgi!.. şimdiki. o'na bağımsızlığını hatırlatıyorsun şimdi her şeye yeniden başlamanın kanattıkça"[1]     Mahir Çayan’ın toplu yazılarının, üzerine yazılarla birlikte genişletilmiş bir edisyonunun geçtiğimiz ay Dipnot Yayınları tarafından yayımlanmasıyla birlikte sosyalist kamuoyu kendisini (yeniden) Çayan’ın mirası ve anlamı üzerine bir tartışmanın içinde buldu.[2] 71 Başkaldırısı’nın İbrahim Kaypakkaya ve Deniz Gezmiş ile birlikte üç büyük önderinden biri olan Çayan, bu tartışmalarda ne yazık ki bugüne dair politik anlamından ve açtığı devrimci teorik ufuktan koparılarak, bugünün kadrolarının iradeleri üzerinde tarihsel bir ipotek kurmanın aracı...
Suriye Düğümü: Küresel Cihat ve HTŞ
Genel, Manşet, Yazılar

Suriye Düğümü: Küresel Cihat ve HTŞ

Üçüncü Dünya Savaşı derinleşiyor. Küresel emperyal haritanın çatışma alanları genişlerken—Grönland’dan Karayipler’e Pasifik’ten Kızıldeniz’e kadar—tarihsel çatışma havzalarında da güç dengeleri hızla yeniden şekilleniyor. Filistin, Ukrayna, Suriye, Venezuela, Sudan, Somali ve Kafkasya gibi alanlar, uzun süredir küresel hegemonya mücadelesinin doğrudan cepheleri haline gelmiş durumda. Bu tabloda Ortadoğu, Üçüncü Dünya Savaşı’nın gidişatını tayin edecek en kritik alanlardan biri olmayı sürdürüyor. Gazze Soykırımı’nın ardından, çatışmaların Suriye sahasında yoğunlaştığı bir evreyi yaşadık. Baasçı aygıtın çözülmesi, bölgesel ve emperyal güçlerin yeniden mevzilenmesi ile birlikte, Suriye’de küresel güç mücadelesinin düğüm noktaları değişerek çeşitlendi. Şam Yönetimi (HTŞ) ile Suriye Demokrat...
ABD’nin Venezuela’ya Saldırısının Küresel Anlamı
Çeviri, Genel, Manşet

ABD’nin Venezuela’ya Saldırısının Küresel Anlamı

Çeviri: Kesintisiz Faaliyet Çeviri Kolektifi Caracas’ın 23 de Enero mahallesindeki bir barda yer alan “devrimin galerisi”. Soldan sağa: Fidel Castro, Simón Bolívar, İsa Mesih, Hugo Chávez, Che Guevara, Salvador Allende, Néstor Kirchner. (Eneas De Troya / CC BY 2.0) Tarihçiler büyük olasılıkla 3 Ocak 2026’da Venezuela’ya yönelik saldırıyı, devlet başkanının kaçırılmasını ve ülkenin fiilen ele geçirilmesini; dünyanın, ulusötesi bir yangına doğru sürüklendiği bu dönemde, II. Dünya Savaşı sonrası uluslararası düzenin kesin biçimde çatladığı an olarak değerlendireceklerdir. ABD-Karayipler merkezli bu girişim; ABD’nin Grönland’ı ele geçirme tehdidini, ABD kentlerindeki ICE suikastlarını, Filistin’de süren soykırımı, Ukrayna ve Sudan’daki savaşları, Nijerya’nın bombalanmasını, Kongo’da kitlese...
Devrimsiz İsyanlar
Çeviri, Enternasyonal, Genel, Manşet

Devrimsiz İsyanlar

Çeviri: Kesintisiz Faaliyet Çeviri Kolektifi İsyanlar devri henüz bitmedi. Günümüzün devrimci bilimini arayanlar hayal kırıklığına uğramaya hazır olmalı. Fırtınalı denizlerde yolumuzu bulmamızı sağlayacak tek bir pusula, rotamızı düzeltip bizi mutlak devrime ulaştıracak kesin bir yol ya da sihirli bir formül yok. Aksine, ufuktaki karanlık daha önce karşılaştığımız türden değil. Tabi Kuzey Amerika’da yaşayanların böyle düşünmesi doğal sayılabilir, fakat buna rağmen tüm dünyada yaşanan hareketliliği de yok sayamayız. Tahlilimizi küresel ölçekte yapmak istediğimizde dalgaların öylesine baş döndürücü bir hızla kabardığını ve kırıldığını görüyoruz ki, tüm gelişmelere yetişmek hayatını buna adamış olanlarımız için bile imkânsız. Sadece son altı ayda bile Türkiye, Arjantin, Sırb...