Yazılar

Ekolojik Krizin Yeni Pazarı: Greenwashing ve Yeşil Kapitalizm
Ekoloji, Genel, Manşet, Yazılar

Ekolojik Krizin Yeni Pazarı: Greenwashing ve Yeşil Kapitalizm

Türkiye ile birlikte dünyanın pek çok coğrafyasında iklim konusunda yeni dönüşümlerin kapısı aralanıyor. Uzunca bir dönem sıcaklık artışları, atmosferdeki sera gazı birikimi ve bunların yaratacağı sonuçlar göz ardı edildi; iklim krizinin kendisi dahi çeşitli çevrelerce abartılı bir ‘kıyamet balonu’ olarak sunuldu. Bugün geldiğimiz aşamada ise artık krizin varlığından çok, onun boyutlarını ve sonuçlarını tartışıyoruz. İklim krizi, insanlığın doğayla kurduğu ilişkinin soyut biçimde bozulmasının değil, bu ilişkinin kapitalist üretim tarzı tarafından sermaye birikiminin ihtiyaçlarına tabi kılınmasının sonucudur. Sanayi Devrimi’nden bu yana sermayenin sürekli genişleme zorunluluğu daha fazla enerji, hammadde, toprak ve pazar talep ederken; fosil yakıtlara dayalı üretimden madenciliğe, ormans...
İstanbul Hayalini Kaybetmek: Taşı Toprağı Altın İstanbul Kimin?
Genel, Makaleler, Manşet, Yazılar

İstanbul Hayalini Kaybetmek: Taşı Toprağı Altın İstanbul Kimin?

17 Ağustos’un yıldönümünde, gündemin yoğun temposuna kapılıp sürüklenmeden önce İstanbul’da yaşayan birçok kişinin aklına kısa bir an için de olsa beklenen İstanbul depremi geldi. Neredeyse kimsenin “olmayacak” demediği, ancak olacağı ihtimaline göre hayatın akışının neredeyse hiç değişmediği bu deprem senaryosunda binlerce binanın yıkılacağı, on binlerce insanın öleceği öngörülüyor — ki bu tahminin iyimser olduğu yorumu da mevcut.[1] İlk bakışta tuhaf bir durum var. Bu kadar riskli bir kentte nüfusun ve yerleşimin buna göre azalması beklenirken İstanbul hâlâ çoğumuz için bir arzu nesnesi. İnsanlar İstanbul’a gelmeye, burada tutunmaya, burada bir hayat kurmak istemeye devam ediyor. 2020 sonrasında kent iki kez net nüfus kaybı yaşamış olsa da İstanbul’un nüfusu genel olarak artmay...
Yasaklanan Söz Değil, Deneyimi Ortaklaştırma Gücüdür
Genel, Makaleler, Manşet, Yazılar

Yasaklanan Söz Değil, Deneyimi Ortaklaştırma Gücüdür

1900’lerin başında İstanbul’a yeni bir su hattı gelir. Şehrin çeşmelerinden Hamidiye suları akmaya başlar. Dönemin basını bunu büyük bir hizmet olarak karşılar. Servet-i Fünun’da Dr. Besim Ömer Paşa bu vesileyle bir makale kaleme alır. Yazıyla birlikte basılması düşünülen resim de hazırdır: çeşme başında dua eden yaşlı bir adamı gösteren, döneminin ölçütlerine göre sanatsal sayılabilecek renkli bir gravür. Resim padişahın hizmetini yüceltmektedir. Ne çizimde ne de yazıda açıktan bir eleştiri vardır. Buna rağmen Sansür Heyeti resmin basılmasını sakıncalı bulur: “Çeşme resmi hakikaten pek güzel... lakin... kötü düşünceli kimseler bu güzel resmi görür görmez, ‘Hah, işimiz duaya kaldı,’ demek istediğimizi sanırlar.”[1] Sansürcünün söylediği aslında şudur: Yasaklanan şey resmin söylediği...
Çocuk Suçluluğunun Ekonomi Politiği 1: Kapitalizm Öfkeyi, Mafya Güzergâhı Kuruyor
Genel, Makaleler, Manşet, Yazılar

Çocuk Suçluluğunun Ekonomi Politiği 1: Kapitalizm Öfkeyi, Mafya Güzergâhı Kuruyor

Çocuk suçluluğunu giderek daha fazla konuşuyoruz. Öldüren ve öldürülen çocuklar, motosikletli tetikçiler, uyuşturucu kuryeleri… Hepimize, “çocukların elindeki bıçağa, silaha ya da uyuşturucu paketine bak” deniyor. Böylelikle bunların çocuğun eline geçmeden önce hangi yollardan geçmiş olduğu görünmez kılınıyor. Ardından bildik hikâye geliyor: Devletimiz muktedirdir; cezaları artırırsak sorun çözülür, müebbet hapis gerçek bir caydırıcılık yaratır; bunlar zaten çocuk değil, canilerdir; mesele psikolojiktir… Ve nihayet o muhafazakâr ezber: Her şeyin başı ailedir, aile çözüldüğü için bunlar yaşanmaktadır. Oysa resmî rakamlar bile “kötü çocuklar” hikâyesinden çok daha büyük bir toplumsal kırılmaya işaret ediyor. TÜİK’e göre 2024 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların kar...
“Barış, Ekmek, Toprak” Şiarı ile 1 Mayıs’ta Taksim’e
Genel, Makaleler, Manşet, Yazılar

“Barış, Ekmek, Toprak” Şiarı ile 1 Mayıs’ta Taksim’e

  Dünya, 2026 baharına bir dünya savaşının açık ya da örtük gölgesi altında girerken, bu gölge yalnızca cephe hatlarını değil; emeğin, doğanın ve yaşamın bütününü kuşatan bir karanlığa dönüşüyor. Bugün yaşanan, yalnızca devletler arası bir çatışma değil; kapitalist sistemin kendi krizini yönetme ve yeniden üretme biçimi olarak savaşın her düzeyde örgütlenmesidir. Bu nedenle savaş, yalnızca sınır hatlarında değil; fabrikada, ofiste, zeytinliklerde, madende, kentte ve sofrada sürmektedir. Dolayısıyla, işçi sınıfının siyasal sözünün en büyük agorası olan başta Taksim olmak üzere 1 Mayıs meydanları, savaşın yıkıcılığına karşı barış mücadelesinin devrimciliği ile yankılanmalı! İran ile Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail arasındaki savaş ile birlikte tırmanarak ve coğrafi olarak ge...
Mahir Çayan’ı Tarihin Gürültüsünden Kurtarmak
Genel, Makaleler, Manşet, Yazılar

Mahir Çayan’ı Tarihin Gürültüsünden Kurtarmak

                                                                                                           "kutsal yenilgi!.. şimdiki. o'na bağımsızlığını hatırlatıyorsun şimdi her şeye yeniden başlamanın kanattıkça"[1]     Mahir Çayan’ın toplu yazılarının, üzerine yazılarla birlikte genişletilmiş bir edisyonunun geçtiğimiz ay Dipnot Yayınları tarafından yayımlanmasıyla birlikte sosyalist kamuoyu kendisini (yeniden) Çayan’ın mirası ve anlamı üzerine bir tartışmanın içinde buldu.[2] 71 Başkaldırısı’nın İbrahim Kaypakkaya ve Deniz Gezmiş ile birlikte üç büyük önderinden biri olan Çayan, bu tartışmalarda ne yazık ki bugüne dair politik anlamından ve açtığı devrimci teorik ufuktan koparılarak, bugünün kadrolarının iradeleri üzerinde tarihsel bir ipotek kurmanın aracı...
Suriye Düğümü: Küresel Cihat ve HTŞ
Genel, Manşet, Yazılar

Suriye Düğümü: Küresel Cihat ve HTŞ

Üçüncü Dünya Savaşı derinleşiyor. Küresel emperyal haritanın çatışma alanları genişlerken—Grönland’dan Karayipler’e Pasifik’ten Kızıldeniz’e kadar—tarihsel çatışma havzalarında da güç dengeleri hızla yeniden şekilleniyor. Filistin, Ukrayna, Suriye, Venezuela, Sudan, Somali ve Kafkasya gibi alanlar, uzun süredir küresel hegemonya mücadelesinin doğrudan cepheleri haline gelmiş durumda. Bu tabloda Ortadoğu, Üçüncü Dünya Savaşı’nın gidişatını tayin edecek en kritik alanlardan biri olmayı sürdürüyor. Gazze Soykırımı’nın ardından, çatışmaların Suriye sahasında yoğunlaştığı bir evreyi yaşadık. Baasçı aygıtın çözülmesi, bölgesel ve emperyal güçlerin yeniden mevzilenmesi ile birlikte, Suriye’de küresel güç mücadelesinin düğüm noktaları değişerek çeşitlendi. Şam Yönetimi (HTŞ) ile Suriye Demokrat...
Hukuk ve Sermaye: Yuları Gevşetmek
Makaleler, Manşet, Yazılar

Hukuk ve Sermaye: Yuları Gevşetmek

19 Mart 2025’ten beri başta İstanbul olmak üzere tüm ülkenin gündemini etkileyen siyasi gelişmeler, mevcut hukuk sisteminin çürümüşlüğünü, bu duruma pek de alışkın olmayan bir kitle için daha da görünür hale getirdi. Devrimcilerin on yıllardır maruz kaldığı zulüm ve tutsaklıkların en önemli aracı olan hukuk sistemi, artık iktidar blokları arasındaki savaşta giderek daha fazla kendine yer buluyor. AKP iktidarının en başından itibaren rakiplerini elemek için ustaca kullandığı yargı erki, 2015’teki Fethullah Gülen ile AKP arasındaki çekişmenin doruğa ulaştığı darbe girişimi sonrası tamamen AKP ve MHP kadrolarının eline geçti. Liyakat, emek ve mesleki onur gibi, liberal sistemin bile sahip çıktığı etik kavramlarının dahi meşruiyetinin kalmaması, hukuk sisteminin tamamen saray faşizmi etrafında...
1 Mayıs Üzerine: İktidarın şovu ve Saraçhane direnişi
Genel, Makaleler, Manşet, Yazılar

1 Mayıs Üzerine: İktidarın şovu ve Saraçhane direnişi

2024 1 Mayıs’ının ve 1 Mayıs’ın ardından gerçekleşen devletin şovunun üzerinden oldukça zaman geçti. Tutsak edilen arkadaşlarımızın durumları şimdilik stabil bir hale gelince, 1 Mayıs tartışmalarına pratikten doğan bir katkı sunmak da elzem oldu. 1 Mayıs’tan bu yana Türkiye sosyalist solu, 1 Mayıs’ın muhasebesini yapıyor. Son yıllarda Maltepe’ye sıkışan kitlesellik ve martılara haykırdığımız sloganlardan farklı olarak; kitlenin şehir merkezinde bir araya gelebilmesiyle farklı bir dinamik oluşturan 1 Mayıs, “Taksim’e gideceğiz” kararlılığının, başta DİSK olmak üzere farklı aktörler tarafından Saraçhane’de terk edilmesiyle hüsran yarattı. Bu hüsran atmosferinde, gökyüzündeki bulutları bir nebze de olsa dağıtan, öğrenci gençliğin başını çektiği meşru militan çizginin kararlılığından vazgeç...
Siyasal İslamcı Kitlelerde Derinleşen Filistin Gerilimi: “Veyl Olsun Size!”
Genel, Makaleler, Manşet, Yazılar

Siyasal İslamcı Kitlelerde Derinleşen Filistin Gerilimi: “Veyl Olsun Size!”

"Arap kardeşlerimiz dahil tüm ülkelere direnişçilerin karşısında kendisini koruyamayan bu varlığın size koruma sağlayamayacağını söylüyoruz. İmzaladığınız normalleşme anlaşmaları Filistin çatışmasını çözemez.” 7 Ekim sabahı Hamas’ın Siyasi Büro Lideri İsmail Haniye bu açıklama ile Aksa Tufanı’nın yaratacağı sonuçların en önemlisine işaret etti: "Bölgedeki dengeler alt üst olacak’’. Haniye’nin bölgedeki ülkelere ilk uyarısı değildi bu. Abraham Anlaşmaları olarak adlandırılan ve ABD’nin garantörlüğünde ilerleyen İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki normalleşme süreci devam ederken Haniye, Türkiye’nin de içinde olduğu 30 ülkeye, "İsrail ile normalleşme politikanıza son verin’’ çağrısının olduğu bir mektup göndererek İsrail’le yapılan politik ve ticari faaliyetlere son verilmesine dair taleb...